Son Dakika
GÜNDEMEKONOMİPOLİTİKAGÜNCELSPORÖZELDÜNYAYAŞAMSAĞLIKEĞİTİMTEKNOLOJİ DİĞER
SinemaAstrolojiSeyahat
Osmaniye’de 16 bin 672 adet ceviz fidanı dağıtıldı
Osmaniye’de kahvehanede silahlı kavga: 2 ölü, 2 yaralı
AK Parti Kadirli İlçe Teşkilatı`ndan Suriyelilere yardım
Mevsimlik İşçilerin Hayatta Kalma Mücadelesi Veriyor

SAPLANTI Kadirli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Muzaffer Yüksel KAYA

KONAKTAN KIZ KAÇIRMA

Kır Ali, çayından bir yudum aldı.Bir saattir karşı masadan kendini izleyen Musa`ya baktı.Başıyla,yanına gelmesini işaret etti. Musa aceleyle yerinden kalkarak Kır Ali`nin yanına geldi. 
Kır Ali, yanındaki sandalyeyi işaret ederek:
-Otur.
Musa hemen sandalyeye oturdu. Kır Ali , kahveciye göz ucuyla baktı. Kahveci, çabucak bir çay doldurdu, ve getirip Musa`nın önüne koydu. Kır Ali bir yandan çayını yudumlarken, bir yandan da Musa`yı izliyordu. Musa`nın çaya uzanmadığını görünce hiddetlendi. Kafasını Musa`ya yaklaştırarak:
-İçsene lan!.
Musa hemen çayın şekerini atarak karıştırmaya başladı. Masaya oturduğundan beri hala kafasını kaldırmamıştı. Kır Ali, boş çay bardağını masaya bırakarak:
-Ne var lan?. Bir saattir karşıdan bakıp duruyorsun .Bir derdin mi var?
Musa kafasını kaldırdı. Kır Ali`ye çekinerek baktı. Sonra:
-Yok dayı. Sana bir şey söyleyecektim de.
Kır Ali iyice hiddetlendi.
—Söyle o zaman. Ne bekliyorsun?
Musa birkaç defa burnunu çekti. Önündeki çaydan bir yudum aldı. Kır Ali`ye dönerek:
—Dayı bu sefer iş tamam.
—Ne işi lan?
-?
-Deli etme beni. Şu sandalyeyi kafana yedin oldun. Ya anlat, yada s… ol git.
Musa, merhamet diler gibi gözlerini Kır Ali`ye dikti, sonra:
-Kızılca Köydeki, Toscu Hüseyin var ya.
-Ne olmuş Hüseyin`e?.
-Hüseyin e bir şey olduğu yok dayı. İşte onun kızı. Kır Ali, Musa`yı dikkatle süzmeye başladı. Bıyıkları titremeye başlamıştı. Bu genelde çok sinirlendiği zaman olurdu. Musa`da bunu hissetmiş olacak ki.
—Neyi varmış kızın?
—Kıza bir şey olduğu yok dayı.
—O zaman derdin nedir it oğlu?
—Dayı, biz kızla anlaştık.
—Geçen ki sarı Ömer`in kızıyla olduğu gibi mi?
—Yok dayı. Gözüm çıksın yalanım varsa.
-Lan şerefsiz. Kızın gönlü var dedin. Beni kaçır diyor dedin. Zemheri gününde gittik, sabaha kadar evinin önünde bekledik, gelmedi. Sonra bir haber aldık ki, kız bir gün önce Sağırların Yakup`a kaçmış. Üşüttüm geberiyordum, ona mı yanayım? El aleme rezil rüsva olduk ona mı yanayım. Şimdi çıkmışsın, hiçbir şey olmamış gibi karşıma , yine bir haltlar çeviriyorsun.
-Vallahi dayı, bu sefer iş tamam. İnanmazsan, Hacı`yla Kerim`e sor. Kır Ali,Musa`nın biraz önceki oturduğu masaya doğru baktı. Hacı ile Kerim sırıtarak kendilerine bakıyorlardı.Musa`ya dönerek:
-Bunlar niye sırıtıyorlar lan?
-Onlar mı? Onlar bize yardımcı olacaklar dayı.
-Lan ben onlarla kenefe gitmem be! Kendilerine hayrı yok ki onların ,sana olsun.
-Dayı ,kurban olurum. Bir ben kaldım tertiplerimin arasında bekar olarak. Senin ağırına gitmiyor mu bu? Herkes Kır Ali yiğit geçinir ama bir yeğenini everemedi diyor.
—Kim diyor onu lan. Hangi şerefsiz diyormuş?
- Boş ver dayı elin ağzı torba mı ki tutasın. Kır Ali`nin bıyıkları tir tir titriyordu.
—Ne zaman sözleştiniz?
—Bu gece dayı.
—Lan gene yalan söylüyorsan?
-Tövbe dayı. Gece yarısı evin önündeki çalılığa varacağım. Üç defa Kukumavuk kuşu gibi öteceğim. Kız aşağı inecek. Alıp geleceğiz. Ben şimdi çıkıyorum. Aşağı mezarlığın yanında bekliyoruz seni dayı. 
Hiç cevap beklemeden hemen kalktı,Hacı ile Kerim`e bir göz işareti yaptıktan sonra dışarı çıktı.
Kızılca köye girerlerken vakit gece yarısını geçmişti. Tosçu Hüseyin`in evine doğru yaklaştılar. Kır Ali,eliyle durmalarını işaret etti. Kerim`le Hacı`ya dönüp belinden çıkardığı tabancayı uzatarak:
Şu silahı alın bakalım. Siz burada kalın. Ben Musa ile evin yanına gideceğim. Musa kızı alıp getirince, geri buraya gelir, birlikte döneriz. Yok aksilik olur, haberlenip ,müdahalede bulunurlarsa, havaya bir kaç el ateş edin. Bu peşimizden gelecekleri caydırır. 
Kerimle Hacı’nın bulunduğu yerden ayrılıp Musa’yla birlikte iki katlı konağa doğru sinerek yaklaşmaya başladılar. Evin avlusunu çeviren çitten içeri sessizce atlayıp kuytu bir yere çöktüler. Kır Ali Musa nın sırtını okşayarak:
-Hadi göreyim seni. Kap gel kızı.
Musa nın korkudan ödü patlıyordu. Sürünerek pencerenin önündeki çalılığa kadar gitti, etrafı kolaçan

 

ettikten sonra çalıların arasında kayboldu. Bir süre sonra, horoz sesiyle hindi sesi arası bir ses duyuldu. Aynı ses üç kere tekrarlandı. Kır Ali nefesini tutmuş bekliyordu. Yukarda ki pencereden gözünü ayırmıyordu. Konaktan hiçbir karşılık gelmeyince Musa tekrar ötmeye başladı, ama ne gelen vardı nede giden. Yukardan çıt çıkmıyordu. Aradan uzun bir süre geçti. Artık şafak atmaya başlamıştı. Musa ötmekten yorulmuş, artık acayip, acayip sesler çıkarıyordu. Kır Ali hırsından kudurmak üzereydi. Her yeri tutulmuştu. Öfkeyle yerinden kalktı. Yavaşça Musa nın bulunduğu tarafa yaklaştı. Musa, hala eli azında, acayip sesler çıkarıp duruyordu. Kır Ali yaratana sığınıp, Musa’nın kulağının arkası diyerek, öyle bir tokat attı ki; tokatın sesini, Hacı ile Kerim o mesafeden duyup, dikkat kesildiler. Musa, tokat ı yiyince neye uğradığını şaşırdı. Basıldıklarını zannetti. Dehşet içerisinde ayağa kalkıp, Hacı ve Kerim den tarafa doğru koşarken bir yandan da bağırıyordu:
-Dayııı! Yetiş kurtar beni. Dayııı.!! 
Kendilerine doğru seslerin yaklaştığını duyan Kerim ve Hacı biran göz göze geldiler. Sonra tabanları yağlayarak köye doğru koşmaya başladılar. Kır Ali ne yapacağını şaşırdı. Evdekiler uyanmış, üst kattan sesler gelmeye başlamıştı. Fazla durmadı. O da kaçanların arkasına düştü. Böylece kendi köylerine doğru, ilginç bir kovalamaca başladı. En önde, Kerim ve Hacı koşuyordu. Arkalarından gelen Musa`nın ayak sesini, kendilerini yakalamaya çalışanların çıkardığı gürültü zannedip, can havli ile koşuyorlardı. Musa ise arkasından gelen dayısının ayak sesini, biraz önce kendisine saldıran kişinin olduğunu düşünüp yakalanmamak çabasıyla, dehşetle koşuyordu.
Kır Ali, olanlara bir mana veremedi. O da bir müddet önünden kaçanların peşinden koştuktan sonra, yoruldu,bir ağacın dibine yığıldı. Öndekilerin koşuşmaları, köylerinin yanındaki mezarlığa kadar sürdü. Hava artık ışımıştı. Adım atacak halleri kalmamıştı. Musa, arkasındaki ses kesilince rahatladı. Öndekilere bağırdı.
—Durun lan. Yoruldum öldüm.
Kerim ve Hacı, arkalarından gelenin Musa olduğunun, ancak o zaman farkına varabildiler. İkisi de bitmişti. Oldukları yere yığıldılar. Musa`da yanlarına geldi. Bir müddet hiç konuşmadılar. Hacı sordu:
—Kır Ali nerede?
Musa, hala kesik kesik nefes alıyordu. Nefesini toplayarak:
—Dayımı yakaladılar. Ben zor kurtuldum. Şerefsizin adamları az daha öldüreceklerdi beni.
Kerim lafa karıştı:
-Kır Ali`ye bir şey yapamazlar. Az sonra gelir o.
Aslında Kerim doğru söylüyordu. Kır Ali hemen biraz geride, bıyıkları titreyerek ,kiraz ağacından kalın bir sopa hazırlamakla meşguldü.
 

Diğer Yazıları

KANUN DEVLETİ Mİ YOKSA HUKUK DEVLETİ Mİ?ESNAF GÜNCEL ERKEK PROFİLİGÜNCEL ERKEK PROFİLİBAŞIMIZ SAĞOLSUNBENİ ÖPEN KİM?ÇÖMÇELİ GELİNİFLAH OLMAZ MUTSUZLARDAN MISINIZ?KONAKTAN KIZ KAÇIRMAÖĞRENCİLER GÜNÜMEHMET CAN’LA SOHBETTurgut Cansever ve KaratepeBİZİM KADINLARIMIZMUTLULUKMehmet Can