Son Dakika
GÜNDEMEKONOMİPOLİTİKAGÜNCELSPORÖZELDÜNYAYAŞAMSAĞLIKEĞİTİMTEKNOLOJİ DİĞER
SinemaAstrolojiSeyahat
Osmaniye’de 16 bin 672 adet ceviz fidanı dağıtıldı
Osmaniye’de kahvehanede silahlı kavga: 2 ölü, 2 yaralı
AK Parti Kadirli İlçe Teşkilatı`ndan Suriyelilere yardım
Mevsimlik İşçilerin Hayatta Kalma Mücadelesi Veriyor

KIRINTILAR Av. Çiğdem AK TAŞDURMAZ

BİR GÖÇ MASALI

Bir Şebnem Ferah şarkısı gibi;

                                               Ben bir mülteciyim

                                               Kendi yüreğimden başka

                                               Sığınacak yerim yok, yurdum yok...

Bitmek bilmeyen, herkesin "geri giderler mi?" diye düşünmeden edemediği, ardı arkası kesilmeyen, birçok nedenlerle engellenemeyen bir göç dalgası yaşıyoruz...

Bir tarafta ölüme sebep olamayacak nedenlerden öldürülen, "ben ölürsem, ailem de öldürülürse" diye CAN korkusuyla kaçan insanlar bir tarafta o insanların nasıl vatanlarını bırakıp da kaçabildiklerini anlayamayan bizler....

Her saniye ölüm korkusunu hangimiz kaç kere yaşadık da şartlı mültecilerle ilgili bu kadar rahat ahkam kesebiliyoruz...

Hayvan gibi gözlerimizin önünde kesildi mi hiç, yakınlarımız...

Annelerimiz, kardeşlerimiz, eşimiz gözlerimizin önünde tecavüze uğradı mı...

Kundaktaki bebeğimiz açlıkla mücadele etti mi...

Ne zaman aldırdık biz insan olan damarlarımızı...

O kadar çok can yakan, kalemden akacak söz var ki kalp gözünden bakınca... Kalple, vicdanla işin içinden çıkamayınca vicdana " sen dur bakalım " diyerek yasalara bakmak lazım.

Tüm insanları kucaklayan İnsan Hakları Evrensel Bildirisinin 14. maddesi gereğince herkesin, sürekli baskı altında tutulduğunda, başka ülkelere sığınma ve kabul edilme hakkı vardır. İnsan Hakları Evrensel Bildirisinde ölüm korkusu dahi aranmamış, kişilerin baskı altında tutuluyor olması yeterli görülmüştür.

“Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesi”ne baktığımızda ise, 1951 Sözleşmesinin temelinde, mülteci olduğu iddiasıyla başka bir ülkenin sınırları içerisine girmiş olan birinin, o ülkenin yönetimi tarafından “sınırdışı edilmeme hakkı” yer almaktadır. Yani mülteciyi kabul eden ülkelerin belli bir zulüm nedeniyle gelmiş olan kişileri geri gönderme yetkisi bulunmamaktadır. Aksi bir durum zaten mantıkla bağdaşmaz, birisini zulüm görme tehlikesi ile kabul ediyorsanız, sonra “fikir değiştirdim, git” diyemezsiniz.

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 4. maddesinde düzenlenen “geri göndermeme ilkesi” uyarınca 6458 Sayılı Kanun kapsamına giren kişiler işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir yere gönderilemeyecektir. 1951 Tarihli Cenevre Konvansiyonu ile yalnızca mülteci statüsü talep edenlere yönelik kabul edilen “Geri göndermeme ilkesi” 6458 Sayılı Kanun ile mülteci, şartlı mülteci, ikincil koruma statüsüne tabi olanlar açısından da kabul edilmiştir. Ayrıca bu üç statü dışında tanımlanan geçici koruma altına alınan yabancıların da geri göndermeme ilkesinden faydalanma hakkı bulunmaktadır. Kişilerin geri gönderilmesi halinde insan hakları ihlaline maruz kalma riskinin varlığı nedeniyle insan haklarını koruma düşüncesiyle bu düzenlemeler getirilmiştir ve Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin de bir gereği olarak değerlendirilmelidir.

Ulusal ve uluslararası yasalar gereğince zulüm gören, baskı altında tutulan hiçkimseye "seni istemiyorum" deme özgürlüğümüz bulunmamaktadır. Bu nedenle de ülkemize sığınmış zorunlu misafirlerimize kalp gözümüzle bakamasak, vicdanımızla yaklaşamasak da en azından yasalar gereğince saygı duyalım, el uzatalım.


 

Diğer Yazıları

BENİMLE EVLENİR MİSİN?!DEĞİŞTİK SANKİ…GİDENE AĞLAMAZ İNSAN…HUU HUU! KOMŞU KOMŞU!EL BİZİM, EŞEK BİZİM!!!DOST MASASIBİR GÖÇ MASALI