Son Dakika
GÜNDEMEKONOMİPOLİTİKAGÜNCELSPORÖZELDÜNYAYAŞAMSAĞLIKEĞİTİMTEKNOLOJİ DİĞER
SinemaAstrolojiSeyahat
Osmaniye’de 16 bin 672 adet ceviz fidanı dağıtıldı
Osmaniye’de kahvehanede silahlı kavga: 2 ölü, 2 yaralı
AK Parti Kadirli İlçe Teşkilatı`ndan Suriyelilere yardım
Mevsimlik İşçilerin Hayatta Kalma Mücadelesi Veriyor

Prof. Dr. Yaltırak: “Buradaki fay 6 büyüklüğünden daha fazla deprem üretmez”

- Prof. Dr. Yaltırak: “Buradaki fay 6 büyüklüğünden daha fazla deprem üretmez” - Vatandaşı rahatlatan açıklama İTÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaltırak’dan geldi - Prof. Dr. Yaltırak: “Yunanistan ile Türkiye arasındaki bölgede sismik yapmak ciddi problem”

 İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cenk Yaltırak, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde artçılarıyla birlikte 270'i aşan depremler ile ilgili yaptığı değerlendirmede, “Bu Yukarıköy ya da Tuzla fayı dediğimiz fayın üzerindeki depremler, gittikçe sönüp azalacaktır. Buradaki fayın boyu itibariyle kendisi 6 büyüklüğünden daha fazla deprem üretmez” dedi.
İTÜ Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cenk Yaltırak, bölgedeki fayların deprem potansiyelleri hakkında İHA muhabirine yaptığı değerlendirmede, “Yukarıköy ya da Tuzla fayı dediğimiz fayın üzerindeki depremler, gittikçe sönüp azalacaktır. Buradaki fayın boyu itibariyle kendisi 6 büyüklüğünden daha fazla deprem üretmez” şeklinde konuştu. Kuzey Ege’de çok sayıda depremin olduğunu ifade eden Yaltırak, bunu yer bilimcileri için şaşırtıcı bir durum olmadığını kaydederek, “Yer bilimcileri için şaşırtıcı bir şey değil. Kuzey Ege’de çok sayıda deprem oluyor, bunların dağılımları var. Ama karaya yaklaştıkça bu denizdeki depremler, insanların ilgisini de çekiyor ve etkiliyor. İlk defa Biga Yarımadasının içinde; Ayvacık, Tuzla, Behramkale ve Babakale arasında kalan alanda depremler gerçekleşiyor. Uzun bir zamandır bu bölgede herhangi bir deprem yok karada. Denizin içinde oluyor, ama karada olmuyor. Biz burada kara çalışmaları yaptığımız zaman, Yukaruköy ya da Tuzla fayının olduğu alanda fayın aktif olduğuna dair bir veri görmedik. Çünkü buradaki faylar çok yavaş” şeklinde konuştu.
Bu fayların ne kadar aktif olduğunu anlamak için çok üst düzeyde deniz araştırması yapılması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Yaltırak, şunları kaydetti: “Ama burada deniz araştırmak da, derin sismik yapmak ciddi problemli. Çünkü çözülmemiş (Yunanistan ile) kıta sahası sorunu var. Dikkat ederseniz haritada boşluk şöyle geliyor. Onun anlamı şu; şuradan şuraya geldiğiniz anda araştırmanız bitiyor. Artık ondan sonra sizi Yunan hücum botu çevirir karasularında.”

“Türkiye’deki en büyük sorunumuz; deprem işine bakan kurumsal bir yapının olmamış olması”
Türkiye’de bu hususta yaşanan problemlere de değinen Yaltırak, “Bu fay sistemi Marmara’yı tetikliyor mu? Bu fay sisteminde yarın deprem olacak mı? Bunlar çok anlamlı sorular değil. Çünkü bu tür sorulara cevap verebilmek için çok şey bilmeniz gerekir. Ve o bilginin toplandığı bir merkezin olması gerekir. Bugün bizim Türkiye’deki en büyük sorunumuz, köklü, içindeki elemanlar uzun yıllar burada çalışmış, o kurumu yöneten, o kurumun içinden geleneksel olarak gelen, araştırma yapan, deprem işine bakan kurumsal bir yapının olmamış olması. Bu Yukarıköy ya da Tuzla fayı dediğimiz fayın üzerindeki depremler, gittikçe sönüp azalacaktır. Buradaki fayın boyu itibariyle kendisi 6 büyüklüğünden daha fazla deprem üretmez” dedi.

“Fayı tanımadan görüş belirtmek sakıncalı”
Bir fayı tanımadan görüş belirtmenin de çok sakıncalı olduğunu vurgulayan Yaltırak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu konular sadece bilimsel tartışma konusu. Yani şimdi çıkıp birisi ‘Ege Denizi’nde yarın deprem bekliyorum’ derse anlamlı bir bilgi olmuyor. Taksim Durağında otobüs beklemek gibi bir şey. Yani oradan o otobüs hep geçecek zaten. Onun için deprem beklentisi dediğiniz şey; eğer bir fay’ı tanımlamadıysanız, onun kırılacağı konusunda elinizde tarihsel, ya da jeofizik metotlarla, deniz sismiği ile karotlar ile yapılmış tekrarlanma periyotlarını gösteren verilerinizi yoksa, eğer siz bu fayın hasar alanını oluşturacak ivme haritalarını yapmamış iseniz; yani bir fayı tanımamış iseniz orada deprem olacağı hakkında bilgi vermeniz doğru değil. Yani bunlar araştırma konusudur. Genellikle Türkiye’de yaygın bir şey var; uzun zamandır bu böyle. İnsanlar görüş bildiriyorlar. Bu görüş bildirmek çok sakıncalı bir şey. Televizyonlarda yaygın olarak yapılan konuşmalar, genellikle genel geçer, herkesin ortada olan bilgilerine dayanır. Ve o bilgileri de onlardan daha iyi bilemezler. Yani bu işi yapanlardan daha iyi bilemezler.”
İTÜ Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaltırak, ‘kentsel dönüşüm’ denilen şeyin, binaları dönüştürmek olmadığını da ifade ederek, “Bu çok yanlış bir bilgi. İnsanlar yeni ve yüksek binalara; 30 katlı, 40 katlı binalara çıkabilir, ama o bölgede depremin öyle bir davranışı vardır ki; zeminde, yüzey dalgasından dolayı orada çok farklı şeyler olabilir” diyerek sözlerini noktaladı.